12 Aralık 2008 Cuma

Bİr Osmanlı İnceliği: Kuş Evleri



Bu yazıda, sadece Osmanlı Kültürü'nde bulunan Kuş evlerinden bahsetmek istiyorum. Serçe saraylar, tarihi bina ve mimari eserlerde yer alırken, günümüze gelen ince bir zevkin göstergesi olarak yapıları süslüyor. Ecdadın kuşlara yüklediği manevi anlamlar ve verilen değerin göstergesi olan bu kuş köşkleri, Osmanlı Medeniyeti'nin incelikler medeniyeti olarak adlandırılmasının haklı göstergesidir.




Kuşlar İslam Medeniyeti'nde de hak ettiği güzel sıfatlarla anılmıştır. Cennet kuşu, melek gibi kelimelerle uçmuştur bu zamana kadar. Onlar kimi zaman tefekkür sahasında güzellikleri ve zarafetleriyle Allah’ın halk etmedeki o muhteşem sanatının göstergesi oldular. Özgürlüğünü kanatlarda arayanlara, uçmanın gerçeğini gösterdiler. Çocuklara ya da masallara inatla inananlara Zümrüdüanka oldular. Küçücük ayaklarıyla anlamı kendilerinden ağır sözleri taşıdılar, uzakları kanatlarıyla yakın ettiler. Kuşlar… Evet onlar sahip oldukları temizliğin hikmetiyle insanoğlunun, medeniyetlerin, dinlerin dolayısı ile Osmanlı'nın kalbinde saraylara ve köşklere sahip oldular. Seslerine ötmek dedik dilde, şakımak dedik… Vardır ötesi elbet. Onu bilmek Süleyman(a.s) olmak ister ya da kuşla birlikte uçmak ister bedeninden ötelere… Kuşlarla uçabilen kamil imanlara selam olsun…

Mezar taşlarının başına suluklar yaptık. Rivayete göre o sudan kuşlar rızıklandıkça sırlanan ruhun günahları dökülürmüş. Bu kuş evleri daha çok camilerin ve evlerin kıble tarafına yapılırmış. Sabah ezanı vakti olduğunda kuşların hareketlenme esnasında çıkardığı seslerle ev ahalisi uykularından uyanır namaza kalkarlarmış. Kuşların sabah ki hallerini bilen vardır belki aranızda. Sesleri bir başka, duruşları bir başka olur. Ya da bir sabah namazını camide kılanınız olduysa Ezan-ı Muhammediye okunurken onların makamla dansı içlerindeki letafetin ayyuka çıktığı an… Hepsinin aynı anda aynı nidayı arşa salması, ta ki güneş doğana kadar semavatın, hayvanatın, tüm mahlukatın; arzın ve arşın dansı... Onlar bizlere rahmet elçileri olarak gönderilmiş güzel varlıklar. Yüce Yaratan İslam tarihi'nde bunun tam tersini de hüküm buyurmuştur. Eberehe fillerle Mekke’ye saldırınca o zarafet timsalleri Allah’ın neferleri oldular. Bu sefer mektup değil can alıcı taşlardı taşıdıkları. Kafirlerin sonu oldular, Mekke’nin soluğu oldular…Mekke’ye kurtuluş oldular kanatlarıyla…



Birazda kuş evlerinin tarihinde bir yolculuğa çıkalım:


Kuş saraylarının ve evlerinin tarihini araştırdığımızda çok eskilere dayandığını görürüz. İlk kuş evleri Sivas’taki İzzettin Keykavus Şifahanesi’ndedir. Bunlar 13. yüzyıla ait örneklerdir. 15. yüzyılda klasik Osmanlı mimarisinin etkileriyle sayıları çoğalan kuş malikanelerinin yapımı, 19. yüzyıl sonlarına kadar devam etmiştir. Minyatür saraylar, Osmanlı’nın sevgi ve merhametini sembolize etmenin yanı sıra Türk sanatını şekillendiren sanatkârların ince zevkini, geniş hayal gücünü, ayrıntılara verdiği önemi ve dönemin mimari anlayışını gözler önüne serer.


Çoğunlukla serçe, saka, kırlangıç, güvercin ve leylekler için tasarlanan kuş evleri, önceleri camii, medrese, kütüphane, han, hamam, türbe, köprü, kilise, sinagog ve sarayları süslemiş, ardından evlere de yapılmaya başlanmıştır. Kuş evleri, genellikle tuğla, kiremit, taş, harç, gibi malzemeler kullanılarak yapılmış, zarar görse de zamanımıza varabilmiş; ahşap evlerin minik sarayları ise çıkan yangınlar sonucu yok olmuş, günümüze ulaşamamıştır.


Osmanlı insanları, kurduğu vakıflarla sadece insanları değil, hayvanları bile düşünmüştür. Kuşlar için kurulan vakıflar özel izlenimler sonucunda oluşmuştur. Uçuş rotalarında yaralanıp düşmeleri halinde onların tedavisini yaparak sürüsüne yetiştirmek üzere çalışmalar yapan Göçmen Kuşlar Vakfı, kışın kar ve buzdan yerlerde yiyecek bulamayan kuşların ölmemesi için buz ve kar üzerine yiyecek bırakan Darı Vakfı gibi vakıflardır bunlar… Sultan Ahmed Camii İmareti’nde, sadece insanlar için değil, kuşlar için bile yerler yapılmıştır. İmaret vakfiyesinde, artık yemeklerin kuşlar için yapılmış yerlere dökülmesi yazılı bulunmaktadır.


Osmanlı yönetimi evcil olsun ya da olmasın diğer hayvanlar için de vakıflar, hastaneler kurmuştur. Soğuk kış günlerinde kurtların aç kalmamaları için kar kış demeden ıssız dağ başlarında et dağıtmışlar, kedi hastaneleri açmışlardır. Hatta Evliya Çelebi’nin anlattıklarına göre, Osmanlı halkı İstanbul’da kurulan büyük kuş pazarlarına haftada bir giderek kafesteki kuşları satın alır, bunları orada uçurup özgürlüklerine kavuştururlardı.



İstanbul’un kuş evleri, Bali Paşa, Doğancılar, Şeb Sefa Hatun, Nuruosmaniye, Fatih, Eyüp Sultan Camileri, Bereketzade, Kara Mustafa Paşa, Amcazade Hüseyin Paşa, Seyyid Hasan Paşa, Feyzullah Efendi Medreseleri, Süleyman Halife, Ragıp Paşa, Amcazade Hüseyin Paşa, I. Mahmut, Şah Sultan Sıbyan Mektepleri, Laleli Sebili, Laleli Taşhan, Büyük Vakıf Han, Feyzullah Efendi Kütüphanesi, III. Selim ve III. Mustafa Türbeleri, Balat Köprübaşı Durağı, Küçükpazar Araphan gibi mekanlar da gözümüze çarpar. Kuş evleri bazı yapılara restorasyon ve tamirat çalışmaları sırasında sonradan ilave olmuştur. İstanbul Taksim’de bulunan Taksim Maksemi’nde sonradan eklenmiş bir çift kuş evi örneğine rastlanır. Kuş evlerinin mekanı tabii ki sadece İstanbul değildir… Osmanlı’nın yüz sürdüğü her toprakta bu izlere rastlamak mümkündür. Sayıları çok az da olsa Trakya’dan Doğu Anadolu’ya kadar memleketimizin her köşesinde kuş evlerini görebiliriz. Tokat ve Antakya’da Ulu Camii, Niğde Kığılı Camii, Merzifon Kara Mustafa Paşa Hanı, Amasya Sultan Beyazıt Camii, Nevşehir Damat İbrahim Paşa Kütüphanesi, Doğu Beyazıt İshak Paşa Sarayı Camisi, Hayrabolu Çorumi Mustafa Efendi Camii, Kayseri Şeyh Çeşmesi…




Sonuç olarak kuşlar dedim…Uçmak dedim…O kanatlı özgürlükten bahsettim. Medeniyet inceliklerle dolu bir medeniyet…Okudukça ve araştırdıkça şu an soluduğum nefesi hak ediyor muyum diye düşündüren bir medeniyet. Ecdad hakkını helal et diyorum. Rabbim benim bu duama kanatlar versin Ahsen-i İlahi’de kabulü için.

EsseLam…

Ferah-aver

8 yorum:

  1. amin kardeşim Allah duanı kabul eylesin inşallah..çk güzel anlatmışsın evleri.kuşları.insanın kuş olup uçası geliyo.uçmak, hafiflemek bence;uçmak,huzur,rahatlık,sükun...insallah bir gün uçmaya 'layık' hale geliriz de bu güzellikleri yakalarız.semavatı bir baştan bir başa fethederiz.o zman ecdadın evleri de mekanmz olur inş.bakalm.belki.hayırlısı.

    YanıtlaSil
  2. amin kardeşim inşallah Mevlam ilahi katta nusret nasip eder. İnna fetehna diyip bizde uçarız kantsız.Sağolasın. Allaha emanet ol...

    YanıtlaSil
  3. s.a amin inşallah yer gök amin nidalarıyla çınlasın yüreğinden geçenler okumaktan yorulmayacağım güzel bi yazı olmuş bileğin aracılığyla kuşlar kendileri ile tezat kanatlarındaki tasavvuru mümkün olmayan koskoca anlam bu kadar güzel anlatılırdı özgürlük anıtı kuşlar olmalıydı sen bilen olarak anlatmışsın banada bildirdiğin için bu güzelliklari Allah razı olsun
    merve

    YanıtlaSil
  4. ve aleyküm selam merve.Teşekkür ederim güzel düşüncelerin için bu senin anlamlandırma güzelliğin birde yazdıranın güzelliği. okudukların hep dinlediğin bir müzik, ben en fazla sesini açmışımdır sende daha net duymuşundur okadar. Allah cümlemizden razı olsun. emaneten...

    YanıtlaSil
  5. ne kadar ince ve hoş bir anlayıştır bu, minaytür saraylar gibiler... öyle de güzel anlatmışsın ki canım, içime işledi... kuşları çok da dikkate almayarak haksızlık ettiğimi düşündüm bir an. ama yazın farklı bir bakış açısı getirdi bana. sagolasın canım. yüreğine sağlık...

    YanıtlaSil
  6. teşekkür ederim büşracım güzel düşüncelerin için. sende de kuşlar bir başkadır bilirim. kuşlar seni seviyorlardı ve bundan sonra daha da çok sevecekler emin ol...cümlemizin yüreğine sağlık...

    YanıtlaSil
  7. Elinize emeğinize sağlık
    Gönlünüze bereket
    Eksik olmayın
    Hayırlı Ramazanlar
    Selamla...
    mesut.kucukgedik@gmail.com
    08 Ağustos 2011 04:14
    Ümraniye / İSTANBUL

    YanıtlaSil
  8. Güzel yazı tebrik ederim g + yok mu burada paylaşım için

    YanıtlaSil